Eğitim Sosyoloji ve Ekonomi

I. EKONOMİ – EĞİTİM İLİŞKİLERİ

İnsan gücü kaynağının geliştirilmesi ile ekonomik kalkınma ve gelişme düzeyi arasındaki ilişkiler eğitim ve ekonomi ilişkilerinin odak noktasını oluşturur. Bu çerçevede eğitim talebi, eğitim arzı, eğitimin tüketim ve yatırım özelliği, eğitim hizmetlerinin finansmanı, eğitim ve ekonomik kalkınma gibi konular bu ilişkilere birer örnektir.

Eğitim, ekonomik kalkınmanın bir sonucu olarak artan mal ve hizmet üretiminde olan talebi artıran, yaşam düzeyini yükselten bir etkendir.

Bertnart Russel ekonomik etkenlerin eğitime etkisini dört noktadan ele almaktadır.

1. Bir ülkenin ekonomik koşullarına göre eğitime ayırabileceği para miktarı değişiktir.

2. Eğitim verimi artırmayı amaçlar. Bu doğrultuda, teknik eğitim, bilimsel öğretim ve araştırma geliştirmiştir. Eğitilmiş işçinin daha verimli ve becerikli olduğu açıktır.

3. Dağıtım düzeninin eğitim üzerine etkisi vardır. Dağıtım düzeni, toplumun sınıflara bölünmesini sağlar. Sınıflı bir toplumda ayrı sınıflar ayrı eğitim görecektir.

4. Kişiler tarafından yapılan bağışlar da eğitimi etkiler.

II. EĞİTİMİN TÜKETİM ÖZELLİĞİ

Eğitimin tüketim yönünü eğitime yapılan giderler oluşturur. Eğitim hizmeti, bütün diğer dayanıklı tüketim mallarından daha uzun ömürlü bir maldır. Eğitim sürekli olarak kullanılmakla tükenmez. Eğitim, insanın yaşamı boyunca kendisinden sürekli olarak yararlandığı, insanın sürekli öğrenmesi ile daha çok yararlandığı bir maldır. Sanayileşme ve teknolojinin gelişmesi ile insanların eğitim giderleri sadece maddî değil, manevî doyum kaynaklarına da yönelir. Böylece insanların zevkinde incelme yaratacak harcamaların sayısı artar.

Eğitime ayrılacak giderlerin miktarı birçok değişkene bağlıdır.

1. Ulusal gelir ya da birey başına düşen gelir miktarı eğitim harcamalarını etkiler. Birey başına düşen gelir miktarı arttıkça milli gelirden eğitime ayrılan pay yükselir.

2. Eğitim alanında yapılan harcamaların miktarı, bu konuya halkın gösterdiği ilgiye göre değişir.

3. Öğrenim çağında olan gençlerin sayısı ve bunlardan okula devam edenlerin oranı da etkiler.

4. «İnsan Sermayesi» kuramı, insanların eğitim, yetiştirme veya diğer etkinlikler aracılığıyla kendilerine yatırım yapmaları ve böylece yaşam boyu kazançlarını arttırarak gelecekteki gelirlerini yükseltmelerine dayanır.

5. İnsan sermayesi, işgücünün verimlilik ve kalitesini arttırarak gelecekteki gelir düzeyini yükselten herhangi bir etkinlikle de bağlantılandırılabilir. Bu nedenle sağlık ve göçle ilgili harcamalar da insan sermayesine yapılan bir yatırımdır.

6. Eğitimin yararlı bilgi ve beceriler kazandırarak iş görenlerin verimliliğini yükseltir ve böylece onların yaşam boyu kazançlarını arttırır.

7. Fakat eleştirmenler, eğitimin gerekli bilgi ve becerileri kazandırma yoluyla iş görenin verimliliğini arttıramadığını, bir eleme mekanizması olarak görüldüğünü ileri sürerler. Bu husus, eğitimin bireyin verimliliğini doğrudan etkilemeksizin, sadece bir sertifika ya da diploma vererek, bireyin daha iyi bir iş bulmasına yardımcı olduğunu savunan görüşlerle pekiştirilmiştir. Buna «filtre» ya da «eleme» hipotezi, başka bir deyimle sertifika ya da diploma ile belgeleme adı da verilmektedir.

8. İnsan Sermayesi kuramının ülkemiz açısından da görünümü olumsuzdur. Yani, eğitilmiş bireylerin kâr sağlayacağı görüşüne rağmen buna uyulmamakta-dır. İşveren, çeşitli etmenlere göre eleman almakta-dır. İsim yapmış üniversite, siyasal görüş, gösterişi iyi olma, akraba ya da tanıdık gibi etmenler rol oynayabilmektedir. Oysa daha nitelikli elemanlar dışarda kalmaktadır. Ayrıca işsiz üniversiteliler, alan dışında çalışma gibi durumlar da vardır. Böylece eğitime yapılan yatırımlar, toplum açısından pek de kârlı görülmemektedir. Eğitime ayrılan para fazla olmasına rağmen ekonomi bu oranda gelişmemektedir.

9. Ülkemizde eğitim harcamaları öğrenci ve öğretmen sayılarındaki artış artışa paralel olarak artış göstermektedir.

10. Eğitim hizmetlerindeki kalitenin yükseltilesi de eğitim harcamalarını arttırır. Eğitim harcamaları daha çok nicel yönleriyle dikkat çekmektedir. Fakat eğitimde niteliğe de önem vermek istediğimiz zaman eğitim harcamalarını arttırmamız gerekecektir.

Eğitimde kalite değişik yönlerden ele alınmaktadır.

1. Bazı yazarlar eğitimin kalitesi ile sadece okula giden çocukların akademik başarısını anlarlar.

2. Elde edilen düşüncelerin yaşama uygulanması, yaşamın çeşitli sorunlarını çözme kapasitesi

3. Düşünme yeteneğinin gelişmesi gibi eğitim sonucu ortaya çıkan topyekûn gelişimi ifade edeler.

III. EĞİTİMİN YATIRIM ÖZELLİĞİ

Daha çok gıda, giyim ve tüketim mallarına ve refaha ileride sahip olabilmek ve çalışan nüfusun gelecekteki verimlilik kapasitesini artırmak bakımından eğitim bir yatırımdır. Başka bir deyimle eğitim harcamalarının bir kısmı, gelecekte daha fazla kazanç ve tüketim için bugünkü tüketimden yapılan kısıntı, yani yatırım niteliğidir. Eğitim harcamaları, öğrencinin gelecekteki verimliliğini ve kazancını artırması oranında birer yatırım sayılır.

Bir makinenin satın alınması, sadece satın alındığı yılda değil, ömrü boyunca üretime katkıda bulunacağı için yatırım olarak kabul edilmesi gibi, eğitimin bireylerin üretim eylemlerini etkileyen yönü de yatırım olarak kabul edilebilir.

Ekonomi, nitelikli işçi, uzman ve eğitim görmüş kişilere talep duydukça, ekonominin talebi arttıkça, eğitim yatırımları da artar.

Eğitim, verimliliğin ve ulusal üretimin artırılmasında değişik işlevlere sahiptir. Bunlar şu noktalar etrafında toplanabilir:

1. Bilimsel araştırma teknikleri geliştirmek ve öğretmek suretiyle verimliliğin artmasında rol oynayacak niteliklerin meydana getirilmesini sağlar.
2. Potansiyel kabiliyetleri keşfeder ve işler.
3. Üretim için gerekli bilgilerin kuşaklar arası naklini sağlayacak öğretim üyelerini yetiştirir.
Eğitim harcamalarının tüketim ya da yatırım olarak göz önünde bulundurulmasına göre ilgililer, değişik kararlar alabilirler. Örneğin eğitim tüketim olarak görüldüğünde, tüketim harcamalarının kısılması gereken dönemlerde eğitim harcamalarından da kısıntı yapılması gündeme gelebilir. Oysa, eğitim harcamaları yatırım özelliğine sahipse, yapılan kısıntı ekonomik gelişmeyi olumsuz olarak etkiler. Bu nedenle eğitim alanına fazla yatırım yapılmasında yarar vardır.

SANAYİDE İŞÇİ EĞİTİMİ

Sanayi toplumlarında verimi elde etmek için işçi eğitimi önem kazanmıştır. Çalışanın çevreye ve işine uyarlanması da işçi eğitimine bağlıdır. Bazı ülkelerde işçi eğitimi ve yetişkin eğitimi birbiriyle iç içedir. Teknik gelişmeyi hızlandır-mak ve bunun sonuçlarına uyarlanabilmek için işgücünün teknik ve mesleki bilgi bakımından sürekli bir eğitime tabi tutulması gerekir.

İşçi eğitimi ile ilgilenen kuruluşlar:

Resmi organlar,

  • Üniversiteler,
  • Bağımsız gönüllü kuruluşlar,
  • Sendikalar
  • Uluslararası organlardır.

Değişik ülkelerde bu kuruluşlar işçi eğitiminde değişik oranlarda rol oynamaktadır. Ülkemizde resmi organlar ve işverenler sadece işçi eğitimi ile ilgilidir. Genel işçi eğitimi sendikalarca yürütülür.

Resmi organlardan İş ve İşçi Bulma Kurumu, işçi eğitiminde sorumluluk sahibidir. Çırak, usta ve ustabaşı kursları, çıraklık ve iş başında eğitim etkinliği, yerel meslek kursları, dış ülkelere gidecek işçiler için staja gönderme ve seminerler düzenlemektedir.

Ayrıca Türk-İş Eğitim Merkezi ve ulusal sendika ya da federasyonlar tarafından işçi eğitimi ile ilgili seminerler düzenlenmektedir. İşçilerin genel eğitimleri 1962 yılından beri sendikalar tarafından yürütülmektedir. Sendika yöneticilerinin eğitimi de bu kapsamdadır.

I. KALKINMA VE EĞİTİM

Kalkınma, gelişmekte olan ülkelerin gelişmesini belli politikalarla hızlandırmak, sanayileşmiş bir yapıya sahip olmak, teknoloji üretmek, insanların davranışlarını değiştirmek ve kabullenilen amaçlara yönelmek demektir.

Eğitimin kalkınmanın ön koşulu olduğu gerçeği bugün genellikle kabul görmüş bir görüştür. Kalkınma, toplumun değişme bilincine bağlı bir süreçtir. İşte böyle bir bilince kavuşmanın ilk yolu, insanların eğitilmesidir.

Kalkınma ile birçok yeniliklerin gerçekleşmesi doğaldır. İşte bu değişiklikler beşeri sermaye ile gerçekleşir. Kalkınmanın gerektirdiği davranışları benimsemiş insanların yetiştirilmesi eğitim sayesinde olur. ayrıca eğitim, kalkınmanın gerektirdiği becerilere sahip insan gücünü yetiştirir.

Ekonomik büyüme, yeni bilimsel bilgilerin birikimi ve bunun teknolojiye uygulanması ile gerçekleşir. Bilimsel bilginin üretimi ve birikimi de yine okul ve eğitimin işidir. Özellikle araştırma, eğitimle gerçekleşir. Eğitim ile kalkınma ilişkisi üç boyutludur:

1. Kalkınma için gerekli bilgi ve beceriye sahip insan gücünün yetiştirilmesi.

2. Kalkınma için gerekli düşünsel yapıyı ve zihniyeti değiştirmek.

3. Bilgi üretmek ve teknolojiyi geliştirmek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.