egt sosyolojisi 9 - Eğitimde Fırsat Eşitliği

Eğitimde Fırsat Eşitliği

Genel olarak «fırsat eşitliği» kavramı, kaynaklara ulaşabilme ya da onlardan yararlanma eşitliğidir. «Eğitimde Fırsat Eşitliği» kavramı ise, eğitimsel kaynaklara ulaşabilme ya da onlardan yararlanma eşitliğini ifade eder. Başka bir deyimle, özellikle demokratik toplumlarda, hiçbir ayırım yapmaksızın herkesin potansiyel ve yeteneklerini en uygun biçimde geliştirmede eğitim hizmetinden eşit ölçüde yararlanma şansına sahip olmalarıdır.

Eğitimde Eşitlik Kavramı Genellikle üç tür eğitim eşitliği üzerinde durulmaktadır.

1. Herkese En Üst Basamağa Kadar Öğretim Sağlamak

Bütün vatandaşlara, tüm öğretim aşamalarının en üst kademesine kadar çıkma hususunda hak ve olanak tanımaktan oluşan bir eşitlik kavramıdır. Bu, bir ideal olmakla beraber biyolojik ve ekonomik etmenler bunun gerçekleşmesini engellemektedir.

2. Herkese Muayyen Düzeyde Bir Asgari Öğrenim Hakkının Sağlanması

Bu görüş, her ülkenin okula zorunlu devam yasaları yoluyla gerçekleştirilmektedir. Tüm çocukları asgari bir öğretime ulaştırma amacı güdülmektedir. Bu hak, gelişmekte olan ülkeler için ilk ya da orta öğrenim düzeyleri bakımında gereklidir. Yetenekli bireylere daha yukarı eğitim olanakları sağlanması için bu bireylerin seçilmesi gerekir. Bu seçimin de yapılabilmesi için asgari bir öğretim olanağının herkese sağlanması gereği vardır.

3. Her Bireyin Kendi Yetenek ve Potansiyelinin Tamamından Yararlanmasını Sağlayan Bir Öğretime Kavuşturulması

Bu alandaki eşitlik, bireylerin kendi potansiyellerinden yararlanma hakkı olarak anlaşılmalıdır. Fakat bu eşitliğin gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu söylenebilir. Az gelişmiş ülkelerde bireylerin ve toplumun bazı alışkanlık ve gelenekleri buna engel olmaktadır. Örneğin okutulmadığı için pek çok yeteneğini keşfedemeyen ve geliştiremeyen kız çocukları…

Bütün bu eşitlik anlayışlarının genel amacı, bireylere muayyen bir hak sağlamaktır. Anayasamızın 10. maddesi: «Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.» İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 26. maddesi: «Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır. Yüksek öğretim, yeteneklerine göre herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır.»

Eğitsel Fırsat Eşitliği ve Eğitsel Başarı İlişkisi Bu ilişkilerin ne olduğu konusunda geliştirilmiş modeller

1-Meritokrasi Modeli: Bu modele göre çocukların öğrenme potansiyelleri, doğuştan eşit değildir. Varlıklı ve zeki veliler, üstünlüklerini çocuklarına aktarır ve onların okul başarısını etkilerler. Başarı farklarının kaynağı, kalıtsal yetenektir. Aile, okul ve çevre gibi toplumsal etmenler, sadece biyolojik donanımı pekiştirir.

Kamusal eğitimin görevi, yüksek beceri, yüksek konum ve önderlik mesleklerini en iyi yerine getirecek yetenektekileri seçip yetiştirmekten oluşur. Bu durumda eğitsel fırsatların ve koşulların eşitlenmesi, kalıtsal eşitsizliği daha belirgin hale getirir.

2-Köktenci Model: Bu modele göre eğitsel başarıda aile çevresi yetenekten daha önemli ve belirleyicidir. Bu durum, toplumsal-ekonomik yapı eşitsizliklerini yansıtır. Yetenek ne de olsa ailedeki koşullar ve ilk toplumsallaşma yaşantılarının bir sonucudur. Yoksul kökenlerden gelen çocuklar, zekâ geliştirebilecek fırsat eşitliğine sahip değillerdir. Çoğu «okuyamaz» diye etiketlenirler. Köktencilere göre eğitsel fırsatların eşitlenmesi için, mevcut toplumsal-ekonomik yapının değiştirilmesi gerekir.

3-Geleneksel Seçkinci Model: Tutucu olarak adlandırılan bu gruptakiler, ayrıcalıklı sınıf çocuklarının daha zeki ve başarılı olmalarını, daha nitelikli ve seçkin okullara gitmeleri gerektiğini savunurlar. Bu yüzden fırsatları kısıtlayan bir eğitim sistemi kaçınılmazdır. Seçici, ayrıcalıklı, özel okulların bütünlüğünü bozabilecek reform denemelerinden kaçınılmalıdır. Bunlara göre zekâ, doğal olmayıp, toplumsal bir özelliktir. Bu özelliğin de yüz yıllar süren seçicilik ve kültürün bir yansıması olduğuna inanırlar.

4-Evrimci Liberal Model: Bunlara göre yetenek, büyük ölçüde kalıtsaldır. Fakat yetenek kalıtımı, bir kuşaktan diğerine, sınıflar arasında büyük çapta alışkanlığa yol açar. Dolayısıyla da eğitimde yetenek ölçümüne dayalı bir seçme sürecinin, toplumsal fırsatları artıracağını ileri sürerler. Zekâ, aile ile kökeni arasında zayıf bir ilişki kurarlar. Meritokratik modelden farkları budur.

5-Ödünleyici Liberal Model: Bunlara göre zekâ, temelde kalıtsal değildir. Eğitim sistemi, evdeki yoksunluk durumunu ve toplumsal eşitsizlikleri giderici bir araç olarak kullanılabilir. Bunlara göre, aile çevresi ve başarı arasında önemli bir ilişki vardır. Bunların bazılarına göre belli bir politika takip edilerek ailenin kültürel yoksunluğu değiştirilebilir. Bu modeller sanayi toplumlarında belli bir süre uygulanmışlardır.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİ ENGELLEYEN ETMENLER

A. EKENONOMİK ETMENLER

1. Ailenin Gelir ve Mesleği

a. Gelir Genellikle gelir ile doğurganlık ters orantılıdır. Bunun bir sonucu olarak okul çağındaki çocukların nispeten büyük bir kısmının düşük gelirli ailelerde toplandığını gösterir. Dolayısıyla bu tür ailelerdeki çocukların büyük bir kısmı zorunlu eğitim sonrası eğitim kurumlarına devam edememektedir. Çocuk gelir getirecek bir işte çalışmayı eğitime tercih etmek zorunda kalmaktadır.

Aile geliri, bir kimsenin alacağı eğitimin sadece miktarını değil, aynı çeşidini de etkilemektedir. Yüksek gelirli ailelerin, çocuklarına daha fazla eğitim verme olanakları vardır. Bu yüzden hazırlanması birçok yılları alan ve daha pahalı okulları gerektiren mesleklere özenmeleri daha fazla olanaklıdır. Diğer yandan düşük gelirli çocuklarının daha çok ticaret ve sanayi kurslarına gittikleri görülmektedir.

b. Meslek Gelir ile meslekî saygınlık arasında olumlu bir ilişki vardır. Ebeveynlerin meslek konumları ile çocuğa verilen eğitim miktarı arasında da olumlu bir ilişki vardır. Mesleki statü ne kadar düşük olursa çocuklara verilen eğitim miktarı da o kadar düşük olmaktadır. Yüksek öğretimin paralı olduğu toplumlarda bu fark daha da artmaktadır. Çocuğun kişisel harcamalarına ilave olarak eğitim ücretinin ödenmesi fakir ailelere olumsuz yansıyacaktır.

2. Devletin Ekonomik Gücü Eğitimde fırsat eşitliğini gerçekleştirmek devletin bir işlevi olmakla birlikte, özellikle gelişmemiş ülkelerde sınırlı bütçe olanakları bu işlevini yerine getirilmesini zorlaştırmaktadır. Ancak ekonomik olanaklar elverdiğinde devlet bu işlevi yerine getirebilmektedir. Bu yönden devletin işlevleri, yoksul çocukların eğitimini sağlamak, bölge okulları açmak, burs, kredi ve beslenme imkânlarını artırmak biçiminde gelişmektedir.

B. COĞRAFİ ETMENLER

1. Yerleşim Düzeni Kırsal alanlarda yaşayan ailelerin çocuklarını ortaokul ve liseye göndermelerinde ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Yatılı bölge okullarının uygulamadan kalkması ile bu ailelerin çocukları ya okullara günübirlik taşınmakta ya da okul pansiyonlarında barınmaktadırlar. Kasaba ya da kentlerde yaşayan ailelerin çocukları kırsal alanda yaşayanlarda daha avantajlı durumdadırlar. Günümüzde nüfusun sadece %7,7’si kırsal alanlarda yaşamaktadır.

2. Yöresel Farklılaşma Eğitim hizmetlerinden yararlanma açısından ülkemizin doğu ve batısı oldukça bir farklılaşma göstermektedir. Eğitim hizmetlerinden nicel ve nitel yönden Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu ‘da daha yetersiz bir durumdadır. Üniversiteye yerleşme açısından en başarısız liseler bu iki bölgenin okullarıdır.

C. TOPLUMSAL ETMENLER

1. Cinsiyet Ayrımı Gelişmiş ya da az gelişmiş olan her ülkede kadın eğitimi, erkeklere oranla daha düşük bir düzeyde kalmıştır. Sanayileşmiş ülkelerde zorunlu eğitim sonrası öğretime devam bakımından kadın erkek farklılaşmasında kadınlar aleyhinde bir durum söz konusudur. Ülkemizde de son yıllarda kadın ve erkeklerin okullaşma oranlarında bir dengenin oluştuğu söylenebilir.

2. Din Ayrımı Ülkemizde azınlıklar Osmanlı İmparatorluğu zamanında eğitim yönünden oldukça ayrıcalıklı ve üstün bir durumda idiler. Lozan antlaşması ile eğitimlerini kendi dillerinde yapmaları bakımından yerli halkla eşit duruma getirilmişlerdir. Azınlıklar, kendi okullarına ya da devletin okullarına gitmede serbest bırakılmışlardır, eğitimin her kademesi kendilerine açıktır. Çoğunluk Müslüman olduğu için ülkemizde din ayrımı ya da ayrıcalığı yoktur ve mezhep farklılığı da eğitimi etkileyen bir etmen değildir.

3. Dil Faktörü Birden fazla dil konuşulan ülkelerde eğitim yönünden pek çok sorunlar ortaya çıkmaktadır. ülkemizde azınlıklar, kendi dillerinde eğitim yapabilmektedir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan ve aile içerisinde Kürtçe ve Zazaca konuşulan ailelerin çocuklarının eğitimde ciddi sıkıntılar çektiği bilinmektedir. Ancak bu sıkıntıların neler olduğunu ortaya koyacak bilimsel araştırmalar mevcut değildir. Ancak ana dili Türkçe olan akranlarına nazaran bu çocukların akademik açıdan, en azından ilk yıllarda, geride kaldığı bilinen bir gerçekliktir.

4. Irk Ayrımı Çeşitli ülkelerdeki ırksal ve etnik gruplar, eğitim eşitliği bakımından aynı durumda değildir. örneğin, ABD’de beyazlar ve zenciler arasında keskin olan ayrımın bu günlerde yok gibidir. ama İsrail’de Yahudi ve Arapların eğitime ulaşma ve aldıkları eğitimin kalitesinde çok keskin bir ayrım vardır ve bu ayrım yakın bir gelecekte ortadan kalkacak gibi de görünmemektedir. Ülkemizde eğitime ulaşma ve eğitimin kalitesi açısından bir ırk ayrımı olduğunu iddia etmek mümkün görünmemektedir.

5. Nüfus Etmeni Toplam nüfus içerisinde eğitim-öğretim çağında bulunan çocukların ve gençlerinin yüksek olması eğitime daha fazla kaynak ayrılmasını gerektirmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu oran düşük iken gelişmekte olan ülkelerde daha yüksektir. Ülkemizde 2015-2017 öğretim yılında ilkokulda 5.360.703 , orta okulda 5.211.506 ve lisede 5.807.643 olmak üzere toplamda 16.379.852 öğrenci öğrenim görmektedir. Bu sayı 5-6 AB ülkesinin nüfusuna denk gelmektedir. Sayının büyüklüğü eğitim hizmeti için ayrılması gereken finansman miktarını artırmaktadır.

D. SİYASAL ETMENLER

Eğitim politikalarını belirleyen devlet, aynı zamanda eğitimde fırsat eşitliğini engelleyen bir etmen durumundadır. Çeşitli siyasal partiler arasındaki görüş ayrılıkları istikrarlı ve dengeli bir eğitim felsefesinin ve politikasının izlenmesine engel olabilir. Bu da eğitimde fırsat eşitliğini zedeleyebilir. Siyasi partiler eğitimde izleyecekleri politikaları halka açıklayarak onların oylarını talep ederler. Halk tarafından tercih edilen siyasi parti iktidar olduğunda kendi eğitim politikalarını uygulamaktadır. Bu durum demokratik yönetimin bir gereğidir.

Ülkemizde özellikle 28 Şubat postmodern darbesi ile eğitimde fırsat eşitliği 13 yıl boyunca katledilmiştir. Bu darbe sürecinin ardından üniversitelere yerleştirmede katsayı uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulama, özelde imam hatip liseleri, genelde meslek liseleri mezunlarının üniversitede bir programa yerleşmesini olanaksız hale getirmiştir. Nihayetinde 2009 yılında YÖK Genel Kurulu’nun aldığı karara göre meslek lisesi öğrencileri ÖSS’de puan kaybetmelerinin önüne geçildi ve 2010’dan itibaren bütün öğrencilerin katsayıları 0.15’le çarpılarak bu adaletsizliğe son verildi.

E. BİREYSEL FARKLILIKLAR

Bireysel farklılıklar, kişiler arasında gözlenen zekâ, özel yetenek, duyumsal ayırt etme, motor kapasiteler, algı gibi farklılıkları ifade etmektedir. Bireysel farklılıkların önemi, diğer ekonomik, toplumsal ve siyasal eşitsizlik etkenlerinin denetlenmesi durumunda dahi, bireylerin potansiyel ve yeteneklerinin eşit olmamasından dolayı eşitsizliğin sürmesinde yatmaktadır. Psikolojik etmenlerin giderilmesi, (a) Eğitim hizmetle-rinin bireysel farklılıkları göz önünde tutularak üretilmesi ve (b) Teknolojik gelişmeler ve bunun eğitim sürecine yansıtılması ile mümkün görünmektedir.

IV. EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİ SAĞLAMA

Eğitimde fırsat eşitliğini önlemenin yolları aşağıdaki noktalar etrafında toplanabilir:  Okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılması,  Yoksul aile çocukları için aileye ekonomik destek verilmesi,  Öğretim kademeleri arasında dikey ve yatay geçiş olanaklarının sağlanması,  Öğrenimlerini bitirmeden okulu bırakanların kaldıkları yerden itibaren yeni ve kendilerine uygun programlarla eğitimlerini tamamlayabilmeleri için bir sistem oluşturulması  Yaygın yetişkin eğitimi programlarının gerçekleşmesi,  Her öğretim düzeyi karşılığı iş yaratma olanağı,  Çok amaçlı ve seçme olanağı olan çok programlı öğretim,  Öğretimin her kademesinde rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması,  Sayısal ve niteliksel yeterlikte dengeli bir öğretmen ile araç-gereç dağılımının gerçekleşmesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.