Eğitimin Toplumsal İşlevleri

Eğitimin işlevleri, bir toplumda eğitimin amaçları ile bağlantılı olup onun tarafından biçimlenir. Bununla birlikte, her toplumda eğitimin değişmeyen genel işlevleri vardır. İşlevler, amaca dönük eylemlerdir. Buna göre, bir eğitim sistemi örgütlenirken başlangıç noktası, önce amaç, sonra işlev olmalıdır. Aksi durumda örgütün amaçlarına dönük bir işlem yapılamamış sayılır.

Eğitim yoluyla bireyin hem kişisel hem de toplumsal gelişimi söz konusudur. Bu anlayışla birey, bir bütün olarak ele alınmakta, kendisi ve tolum için en uygun bir biçimde tüm gelişmesi bulundurulmaktadır.

Klasik eğitim, mikro eğitim konularını, yani, birey ve okul düzeyindeki eğitim olaylarını ruhsal açıdan ele almış, sadece çocukluk yaşamına önem vermiştir. Oysa makro açıdan modern eğitim, bu sınırları aşmış, insanın sadece okulda değil, onun yaşamı boyunca sürekli olarak eğitilmesi anlayışını benimsemektedir.

Makro eğitim, eğitim olayını birey ve okul düzeyinin üstünde inceleyerek eğitim konularının ekonomik, toplumsal ve siyasal yönleriyle devlet düzeyinde ya da daha üst düzeyde eğitimin belli bir kesimi açısından incelenmesini gerektirir.

Eğitimin makro açıdan, yani toplumsal, siyasal ve ekonomik yönlerden ele alınışı, son zamanlarda ortaya çıkmış, çağımızda görülen bir gelişmedir.

Eğitimin toplumsal işlevleri «açık» ve «gizli» olmak üzere ikiye ayrılır.

Eğitimin Açık İşlevleri

Eğitimin açık işlevleri, toplumun kültür mirasının birikimi ve aktarılması, yenilikçi ve değişmeyi sağlayıcı elemanlar yetiştirmek, siyasal, toplumsal, seçme ve ekonomik gibi noktalarda toplanmaktadır.

Toplumun Kültürel Mirasının Birikimi ve Aktarılması

Eğitim, toplumun kültürel mirasının birikimini ve sürekliliğini sağlar. Her kuşak, kültür birikimi sürecini önceki kuşağın bıraktığı yerden devralarak sürdürür.

Bu devralma, o toplumun değerlerinin ve toplumsal normlarının öğrenilmesi yoluyla gerçekleşir. Bu görev, bir yanda doğru alışkanlık ve tutumların geliştirilmesini, diğer yandan zararlı olabilecek anti- sosyal etkenlere karşı koymayı içine almaktadır.

Eğitimin ikinci bir işlevi ise, toplumun değerlerini ve toplumsal kurallarını, normlarını çocuğa çeşitli yollarla öğretmektir. Bu toplumsallaşma süreciyle kültür, çocuğa aşılanır. Bir önceki kuşaktan bir sonrakine devretme araçları ise dil, deneyim ve bilgidir.

Osmanlı İmparatorluğunda 19. yüzyılın ikinci yarısına dek eğitim, İslam kültürünü kuşaklara aktaran bir işlev görmüştür. 2. Mahmut ile 2. Meşrutiyet döneminde ise medreselere karşı kurulan mekteplerde gelişen ve yayılan «Yeni Osmanlılık» anlayışı alternatif bir kültür oluşturuyordu. Bu ikili yapı, Cumhuriyet dönemine kadar devam etti. Bu iki düşünce anlayışa karşı Cumhuriyet «ulusallık» düşüncesini geliştirmeyi amaçlamıştır.

Yenilikçi ve Değişimi Sağlayacak Elemanlar Yetiştirmek

Yenileşme, hem yeni usuller, hem de yeni düşünceler ortaya çıkarır. Bu yüzden eskiye karşı bir meydan okuma söz konusudur. Burada eğitim sistemi iki çeşit rol oynar. Bunlardan ilki, yenilikçi elemanlar elemanları sağlamak, diğeri ise, asgari uyuşmazlıklarla gerekli değişmeleri gerçekleştirmek biçimindedir. Uzun zaman geleneksel kuralların egemen olduğu toplumlarda değişmeye karşı gelme, genel bir durumdur. Bu olay, özellikle henüz sanayileşmekte olan toplumlarda daha açık bir durum alır.

Yenilikçi elemanlar kuşkusuz okullar yoluyla sağlanacaktır. Bunun için eğitim sisteminin kendisini yeniliğe uydurması gerekir. Okul ve bireylerce geliştirilen araştırma ve buluşlar teknolojinin yardımıyla hem yeni, hem de çözümlenememiş eski sorunlara yeni ve yeterli çözüm yolları bularak kültürel mirasa katkıda bulunur.

Siyasal İşlev

Siyaset kavramı «insan toplumlarını yönetmek sanatı ve işi» olarak ele alınır.

Eğitimin siyasal niteliği, onun devletin işlevi oluşundan ileri gelmektedir. Siyasal bakımdan eğitimin başlıca iki görevi vardır. Birincisi, mevcut siyasal sisteme sadakati sağlamaktır. Bütün siyasal sistemler çocuklara ve yurttaşlara bir siyasal eğitim vermek isterler. Böylece, topluma birlik ve beraberlik ruhu kazandırılır.

Mevcut düzene sadakatin sağlanması, gerek örgün eğitimde çeşitli derslerde, gerekse yaygın eğitimle, yurttaşların kamu işlerinin yürütülmesine etkin bir biçimde katılmasını sağlayacak hünerler, tutumlar ve yeteneklerle donatılması suretiyle gerçekleştirilir. Bu gerçekleştirme çabasında öğretmenler geniş rol oynarlar. Bu role «değişim ajanlığı» rolü denmektedir.

Eğitimin ikinci siyasal işlevi, liderlerin seçilmesi ve eğitilmesi ile ilgilidir. Liderlerin seçim ve eğitilmesinde yine okullar birinci derecede rol oynarlar. Eğitim yoluyla ulusal (parlâmento üyeleri, hükümet üyeleri, yüksek düzeyli devlet memurları) ve yerel (partilerin yerel yöneticileri ve önemli görevlerdeki yerel devlet memurları) önderler yetiştirilir.

Osmanlılarda şehzadelerin yetiştirilmesi özel eğitim ağırlıklı idi. Şehzade mektebi bu amaçla kurulmuştu. Diğer yandan Enderun Mektebi devlet memuru yetiştirme amaçlı eğitim vermekteydi.

Mutlak krallıklarda, devleti yönetecek kimselerin özel olarak eğitilmelerine büyük önem verilmekteydi. Prensler ileride kral olacak biçimde yetiştirilmekte idiler.

Oysa demokratik rejimlerde siyasal önder yetiştirilmesi genellikle ihmal edilmiştir. Bununla birlikte, çeşitli eğitim kurumlarının önder yetiştirmede geniş rolleri vardır. Ayrıca bu ülkelerde siyasal partilerin, gönüllü kuruluşların ve meslek örgütlerinin de siyasal liderler yetiştirme görevleri küçümsenemez.

Ülkemizde de Cumhuriyetten sonra siyasal önder yetiştirmek amacıyla bir önderlik eğitimi görülmemiştir. Bizde eğitimin siyasal işlevi, ancak birinci anlamda, yani rejime sadakati sağlamak biçiminde anlaşılmış, siyasal liderlerin seçilip yetiştirilmesi ihmal edilmiştir. Siyasal liderlerimiz çoğu zaman rastlantılar yoluyla ortaya çıkmaktadır.

Eğitimin Seçme İşlevi

Birçok ülkede eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması siyasal bir amaçtır. Bir ülkenin nüfusu, farklı yetenekteki kişilerden bir yetenek havuzu oluşturur. Eğitimin seçme işlevi, bu havuzdaki en yetenekli harika çocukların seçilmesi, onlara tam bir eğitim imkânı verilerek kendilerinden ileride geniş ölçüde yararlanılmasını sağlamaktır.

Hangi toplumsal kesimden olursa olsunlar, bu yetenekli çocukların seçilip eğitilmesi ve kendilerinden yararlanılması, hem birey hem de toplum yararınadır. Bu, aynı zamanda fırsat eşitliğinin gerektirdiği bir husustur.

Toplumdaki yeteneklerin hemen hepsinden yararlanılabilmesi, iyi bir seçim mekanizmasını gerektirir.

Eğitimin seçme ve sınıflama işlevini daha çok okul yerine getirir. En yetenekli kişilerin seçilmesi ve yeteneğine uygun öğretim görmesini okul sağlar. Zekâ bölümü aynı olan çocuklar, aynı eğitim koşullarına sahip değillerse o zaman okul bu işlevini yerine getirmiyor demektir.

Çocuğun toplumsal sınıfı, zekâsı, toplumsal konumu okulun seçme işlevini etkileyen etmenler arasında yer alır.

Ülkemizde genellikle kitle eğitimi egemendir. Kitle olarak okula gidilir ve mezun olunur. Zekâ derecelerine göre seçim yoktur. Aslında öğrencilerin yeteneklerine göre bir uygulama gerekir. Başka ülkelerde yeteneklere göre gruplandırmalar vardır. Ancak, yeteneklere göre gruplama yapılırken toplumsal sınıflar arasında ayırım yapılmaması gerekmektedir.

Ülkemizde özel eğitime tabi kişilerin seçilerek ayrı bir eğitimden geçmeleri yeni bir olaydır.

Öğrencilerin yeteneklerine göre seçimini etkileyen bir husus da okulun tek yönlü ya da çok yönlü çalışmasıdır. Ortaokul ve liseler tek yönlü, tek amaçlı okullardır. Üniversiteye eleman yetiştirirler. Amerika ve kısmen İngiltere’ de okullar çok amaçlıdır. Çok amaçlı okulda çocuk, üniversiteye gidemeyecekse, bir meslek öğrenmiş olup iş yaşamına atılmaktadır. Tek yönlü okul, alt sınıftan gelenleri engeller. Çok yönlü okulda yeteneğe göre meslek seçimi daha kolaydır. Çocuk eğer seçtiği meslekte başarılı değilse yeteneğine daha uygun başka bir meslek öğrenmek için dalını kolayca değiştirebilir. Tek yönlü okul tipinde değiştirme olanağı çok zordur.

Eğitimin Ekonomik İşlevi

Eğitimin ekonomik işlevi, ekonominin gereksinimlerine uyan ve geleceğin tüketicilerine gerekli bilgiyi verecek insan gücü ile birlikte beyin gücü sağlamaktır. Ekonomistler, üretim artış oranında eğitimin önemli bir rol oynadığını göstermektedirler.

Üniversiteler, sanayileşme ile birlikte özellikle 1930 yılından sonra kendilerini teknolojik topluma uydurmak zorunda kalmışlardır. O zamana dek sadece seçkinleri yetiştirme kurumları olarak işlevlerine ikinci bir işlev daha katıldı. Hem araştırma örgütü olarak ve hem de öğretim kuruluşları olarak yüksek eğitim kurumları, ekonomiye ya doğrudan ya devlet yoluyla daha yakından katıldılar.

İnsan gücü gereksinimi nitel ve nicel yönden incelebilir.

1. Nitel Yön: Bireye, genel eğitimle birlikte, endüstriyel becerilerin esaslarının öğretilmesi ve bu becerilerin kazandırılmasıdır. Bu da teknik eğitim yoluyla gerçekleştirilir. Böyle bir eğitimle işgücünün sanayiye bağlılığı sağlanacak, kişide tekniğe karşı alışkanlıklar kazandırılmış olacaktır.

Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması da nitel yön ile ilgilidir.

Başka bir nitel yön, yeni sanayi toplumu yaratacak ve onu biçimlendirecek insan gücü yetiştirmektir. Burada, değişmeyi kabul edecek insan gücü söz konusudur.

2. Nicel Yön: Gerekli sayıda işgücü sağlanmasıdır. Nicel yönle ilgili bazı noktalar:

a. Denge: İnsan gücü gereksinimi ile okullardan mezun olanların sayısı arasındaki dengedir.

b. Ortaöğretimin yapısı: Orta dereceli teknik okullar öğrencileri teknisyen ve nitelikli sanatkâr yetiştirmeye hazırlarlar. İşgücünün herhangi bir aşamasında eğitilmiş insan gücü gereksinimi varsa o eğitimin insan gücü kademelerine göre düzenlenmesi gerekir.

c. Meslekî rehberlik: Bu rehberlikte, bireyin mesleklere ve meslek seçimine özgü sorunları ele alınarak; bir meslek seçmesi, bu mesleğe hazırlanması ve bu mesleğe girerek orada ilerlemesi için bireye yardım edilir.

Mesleği rehberliğin en önemli amaçları şunlardır: Bireyin kendi yetenek, ilgi ve gereksinimlerini tanıması, işler hakkında bilgi sahibi olması, meslek planlarının önemini idrak etmesi, geçici meslek ve öğrenim planları yapması, bazı çalışmalar yoluyla iş yaşamının keşfi, mesleklerle dersler arasında ilişki kurulması, meslekler hakkında nerelerden nasıl bilgi toplanabileceğini öğrenmesi hususlarıdır.

II. EĞİTİMİN GİZİL İŞLEVLERİ

Eğitimin temel görevlerinin sonuçları olarak sayılan saklı (gizil) görevleri şunlardır:

• Eş seçme, • Tanıdık sağlama, • Konum kazandırma, • Çocuk bakıcılığı, • İşsizliği önleme, • Çocuğun ekonomik sömürülmesini önleme, • Temizleyicilik.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir